site_hecklanmıstır
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.
site_hecklanmıstır

sıte sahıbı:hackır
 
AnasayfaLatest imagesAramaKayıt OlGiriş yap

 

 Tarihte Burdur!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
hackr
Admin
Admin
hackr


Mesaj Sayısı : 182
Yaş : 31
Nerden : CeHeNeM
Kayıt tarihi : 18/03/08

Tarihte Burdur! Empty
MesajKonu: Tarihte Burdur!   Tarihte Burdur! Icon_minitimeSalı Mart 25, 2008 11:05 am

Tarihte Burdur





Burdur İli Neolitik çağa kadar inen zengin tarihi
içinde bir çok yerleşmelere sahne olmuştur. Çeşitli kaynaklar ve çevrede görülen
arkeolojik kalıntılar bu uzun geçmişin safhalarına işaret eder. Ancak yeterince
araştırma ve kazı yapılmadığından, Burdur tarihini hiç değilse ana çizgileri ile
saptamak mümkün olmaktadır. İl topraklarının büyük bir kısmı antik PİSİDİA
bölgesinin sınırları içindedir.

BURDUR’DA TARİH
ÖNCESİ ÇAĞLAR



NEOLİTİK
ÇAĞ;Burdur Hacılar Köyünde
1958-1960 yıllarında Prof.J.Mellaart tarafından yapılan kazılarda ana toprak
üzerine oturmuş ve M.Ö.7 Bine tarihlenen Keramik Neolitik tabaya
rastlanılmıştır. Bu yerleşmeden sonra 9-8-7-6 tabakaları içine alan ve M.Ö. 5400
tarihinde bir yangınla sona eren Geç Neolitik yerleşme görülmüştür. Hacılar,
Konya Çatalhöyük ile birlikte Anadolu’da bugüne kadar araştırılan yerleşme
yerlerinden en eski kültürü içerenlerdendir. Çok uzun süren Paleolitik Çağdan
sonra başlayan Neolitik Çağın başlıca özelliği; İnsanların hayvanları
evcilleştirmesi, üretici olarak tarım yapması, köyler kurması ve çanak çömlek
yapımını öğrenmiş bulunmasıdır. Obsidiyen ve çakmak taşı aletler, tek renkli
çeşitli biçimde çanak çömlekler, Anadolu’nun ilk heykelcikleri olarak bilinen
Ana İlahe’yi temsil eden pişmiş toprak figürinler ve süs eşyaları Neolitik Çağda
Hacılar’ın önemli eserleridir. Burdur’da bu çağa ait araştırılmış başka bir
merkez yoksa da civar höyüklerde Hacılar paraleli bazı satıh üstü buluntular ele
geçmiştir. İleride yapılacak araştırmalar, büyük bir olasılıkla İlimizdeki diğer
Neolitik yerleşme merkezlerini gün ışığına çıkaracaktır.



KALKOLİTİK ÇAĞ;
Bu çağın başlıca özelliği taş,
kemik ve ağaç aletlerin yanında; Madeninde kullanılmaya başlanmış olmasıdır.
Burdur’da Kalkolitik yerleşmeye sahne olduğu saptanan bir çok höyük
bulunmaktadır. Bunların en önemlileri Hacılar, Kuruçay, Gebrem ve Burdur
Höyükleridir. Çanak çömlek ve bundan önceki çağda olduğu gibi elde yapılmıştır.
Ancak Hacılar, çağdaşlarının çok ötesinde bir teknikle ve güzellikle yaptığı
çanak çömleğiyle, Dünya Arkeoloji Literatüründe haklı bir üne sahiptir. Kaplar
krem zemin üzerine kırmızı, kahverengi ve geometrik motiflerle
süslenmiştir.



ESKİ TUNÇ ÇAĞI;
Anadolu’da M.Ö. 3 binin başından
itibaren çeşitli madenlerden bol miktarda eser yapılmaya başlanmıştır. Bakır,
kurşun, kalay, gümüş, altın, tunç ve elektrondan çeşitli eserler
oluşturulmuştur. İlimizde bu çağa ait yerleşmelere sahne olmuş çok sayıda höyük
vardır. Bunlar arasında; Yazıköy, Yarıköy, Çamur Höyük, Hasanpaşa, Harmankaya
höyükleri sayılabilir. Çanak çömlek yapımında bölgesel ayrılıklar bulunmasına
karşın bütün bölgeler arasındaki kültür ilişkilerini gösteren izler görülür.
Kaplar yine elde yapılmış ve cilalıdır. Ancak çağın sonunda geometrik, süslü
boyalı, çanak çömlek yapımına başlanmıştır.



TARİH ÇAĞLARI;
M.Ö. 2 binin başlarında Anadolu
çok zengin ve bayındır ülkelerden biriydi. Anadolu’nun bu zenginliğini öğrenen
Mezapotamyalılar Asur Devletinin öncülüğünde Anadolu ile ticari ilişkilere
girmişler ve böylelikle yazının bu ülkede tanınıp kullanılmasına yol açarak
Anadolu’nun tarih çağına girmesine neden olmuşlardır. M.Ö. 17. yüzyıla kadar
uzanan ve Asur Ticaret Kolonileri Çağı adıyla anılan bu devrede Burdur Tarihi
oldukça karanlıktır. Ancak, son yıllarda Düğer köyünde ve Yarışlı Gölü
kıyılarında bulunan eserlerin bu çağa ait oluşu İlimiz tarihinin karanlık bir
yönünü aydınlatması bakımından önem taşımaktadır.
M.Ö.17. yüzyıldan
sonra Anadolu’da Eski Hitit Çağı başlar. Bu çağlarda Pisidia, Pamphylia ve Likya
bölgelerinde Arzava Krallığı hüküm sürmektedir. Hitit metinlerinden öğrenilen ve
sayıca az olan bazı Arzava şehirlerinin yerlerini saptamak için şehirlere isim
benzemesinden başka delil elde edemiyoruz. Örneğin; Kuwalapassa’nın Kolbasa
(Kestel), Arzava Prenslerinin ikametgahları olan Sallapaşa’nın Sagalassus
biçiminde devam ettiği düşünülmektedir. Arzava Krallığı, Hititler için her zaman
bir düşman olmuştur. Bir Hitit metninde; “Aşağı memleketten Arzavalı Düşman
geldi ve Hitit Yurdunu tahrip etti” denilmektedir. Mısır’da ele geçen bazı
belgelerde Arzava Kralı Lablayaş’ın Mısır Kralı III. Amenophis’in haremine kız
gönderdiği ve kralında buna karşı birçok değerli hediyeler yolladığı
kaydedilmektedir.
Buradan Arzava’nın önemli ve geniş bir ülke
olduğunu anlıyoruz. Ancak Arzava Krallığının etkisi Hitit İmparatoru
II.Murşil’in Arzava Kralı Uhhaluiş’i mağlup etmesiyle son bulmuştur. Ege’den
gelen ve göç dalgalarıyla yıkılan Hitit İmparatorluğuyla birlikte Arzava
Krallığı hakkındaki bilgi de bitmektedir.
M.Ö.1180-750 tarihleri
arasında Anadolu’da Karanlık Çağ başlar. Bu zamana ait bilgiler yetersiz ve
yüzeyseldir.
M.Ö.1200 yıllarında Ege üzerinden gelen kavimler Hitit
Devletini yıkmışlar ve Anadolu’da yerleşmişlerdir. Asur kaynaklarında Muşki
adıyla görülan bu kavmin Frigler olduğu kabul edilmektedir. Frig Devleti kısa
zamanda gelişerek Pisidialıları da hakimiyetine aldı. Yakın zamana kadar Burdur
İlinde bir Frig merkezi yoktu. Ancak, son yıllarda Düğer Köyünde ortaya
çıkarılarak antika kaçakçıları tarafından talan edilen mabedin bir Frig eseri
olması olasıdır. Yine bu çevrede bulunan ve Burdur Müzesinde teşhir edilen Frig
çağı çanak çömlek bu fikri doğrulamaktadır.
M.Ö.7. y.y’da Frig
Devleti ile birlikte bölgemiz de Lidya egemenliğine girmiştir. Bu egemenlik
M.Ö.546 tarihinde Lidya Kralı Krezüs’ün Pers Kralı Kurus’a yenilmesine kadar
devam eder. Böylece Pisidia’da çok uzun süren bir Pers hakimiyeti başlamış olur.
Ancak Persler’in Pisidialılar üzerinde bariz bir etkisi olmamıştır.

Genç Makedonya Kralı İskender’in M.Ö.334 yılında büyük ordusuyla birlikte
Çanakkale üzerinden Anadolu’ya geçtiği görülür. Önüne çıkan bütün kuvvetleri
ezen İskender; Likya, Karya ve Pamphylia’yı zaptederek, Kestros (Aksu)
vadisinden PİSİDİA üzerine yürüdü. Zorlu savaşlardan sonra bölgenin önemli
şehirlerinden olan Sagalassus ve Kremna’yı aldı. (M.Ö.333)
Bir süre
sonra İskender’in Doğu zaferinde ölmesiyle İmparatorluk, generalleri arasında
bölüşüldü. Anadolu Antigonas’a kaldı. Selefkos Hanedanı’nın kurduğu Asya
İmparatorluğu’nun en büyük rakibi Antigonas idi. Ancak M.Ö. 301 tarihinde onun
da Selefkos Nikator’la İpsos savaşında yenilmesiyle Pisidia Selefkosların eline
geçti. Selefkoslardan sonra bölge M.Ö.228 tarihinde Bergama krallığına ve M.Ö.64
tarihinde bu krallığın yıkılmasıyla Roma hakimiyetine geçmiştir. Anadolu ve
Pisidia bir çok Roma generali ve diktatörü arasında el değiştirdiği için sürekli
bir yöneticiden uzak kalmış, birlik kurulamamıştır.
M.Ö.36
tarihinde Brütüs ve Kassius’un Galatia yardımcı ordusu kumandanı Amyntas,
Antonius’un tarafına geçince Galatia ve Pisidia’nın kralı olmuştur. Oktavia’da
Aktium savaşından önce kendi tarafını seçtiğinden Amyntas’ı ölünceya kadar
(M.Ö.25) krallığında bırakmıştır. Ölümünden sonra Kremna (Çamlık), Komama
(Ürkütlü) ve Olbasa (Belenli) birer Roma kolonisi haline
getirilmiştir.
Roma çağında Pisidia’nın her tarafında yoğun bir
yerleşme vardır. Bir çok yeni şehir kurulmuş, eski merkezler yeniden
onarılmıştır. İlimizde bulunan bütün harabelerin hemen hepsinde bu çağa ilişkin
mimari kalıntılar görülmektedir. Bu çağa ait heykeltraşlık eserleri de Burdur
Müzesi’nde sergilenmektedir.
Roma İmparatorluğu’nun M.S.395 yılında
ikiye ayrılmasıyla Pisidia, Bizans İmparatorluğu’nun idaresine geçti. Bizans
çağında bölgenin önemli şehirleri yavaş yavaş gerileyerek eski değerlerini
kaybetmişlerdir. Sanat yönünden İlimizde bu çağa ait önemli bir eser yoktur.
Bizans çağı bölgemizde Türk hakimiyetine, yani 11 y.y.’ın sonlarına kadar
sürmüştür.
1071 Malazgirt Savaşı’ndan sonra kitleler halinde
Anadolu’ya gelen Oğuz ve Türkmen aşiretleri büyük merkezleri ele geçirmiş,
Anadolu Selçuklu Devleti kurulmuştur. Türkmen aşiretleri ele geçen şehir ve
kasabalara yerleşmeye ve yeni yeni kasaba ve köyler kurmaya
başlamışlardır.
Anadolu’nun başka bölgelerinde olduğu gibi,
1071-1100 yıllarında Türkmenlerin Kınalı Aşireti doğudan Pisidia’ya gelerek
buraya yerleşti.
Daha sonra; Konya Selçukluları ve bunların
yıkılması ile kurulan Anadolu Beyliklerinden Hamitoğulları idaresine girmiştir.
Daha sonra Yıldırım Bayezit Osmanlı Padişahı olunca; Anadolu’ya geçerek bütün
beyleri birer birer ezmiş, sonra Hamit İline saldırarak bu beyliğin bütün
topraklarını almış ve bu bölgeyi Anadolu Beylerbeyi merkezi olan Kütahya’ya
1391’de bağlamıştır. Bu suretle Hamitoğulları Beyliği ortadan
kalkmıştır.
Osmanlı Devleti 1914’de başlayan 1.Dünya Savaşı sonunda
yenilmiş, 1918 Mondros Mütarekesinden sonra da varlığı ortadan
kalkmıştır.

BURDUR’UN KUVA-YI
MİLLİYE’YE KATKISI



Mondros Mütarekesinin
ilk günlerinde, 57.Tümen’in önemli bir topçu ve piyade cephaneliği Antalya’nın
Bademağacı Köyünde bulunmaktadır. İtalyanlar’ın Burdur’a doğru ilerleyeceği
anlaşılınca, 57.Tümen Komutanı Albay Şefik Bey (Aker) 07.04.1919’da
Bademağacı’na giderek cephaneliği boşalttırmıştır. Buradaki silah ve cephane,
daha içerilere, Burdur’un Çeltikçi Köyüne götürülmüştür. Bu silahlardan, Nazilli
cephesindeki direniş sırasında ve daha sonraki savaşlarda çok
yararlanılmıştır.Burdur’lu Kuva-yi Milliyeciler’in, Demirci Mehmet Efe’nin,
Yunanlılar’a karşı Nazilli cephesinde çarpışmalarında büyük yardımları olmuştur.
Cepheye çok sayıda gönüllünün yanı sıra, silah, cephane, yiyecek ve giyecek
göndermişlerdir. Nazilli cephesinde 400’e yakın Burdur’lu gönüllü hayatını
kaybetmiştir. Burdur Kuva-yı Milliye teşkilatı çalışmalarını uzun süre bağımsız
yürüttüyse de, Sivas Kongresi’nden sonra Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk
Cemiyeti’ne bağlanmıştır. 1920’de toplanan Büyük Millet Meclisi’ne Burdur’dan
ünlü kişiler katılmıştır. Bu milletvekillerinin en ünlüsü; İstiklal Marşı’nın
Şairi Mehmet Akif ERSOY’dur.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
https://mekan-burasi.canadian-forum.com
 
Tarihte Burdur!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
site_hecklanmıstır :: BuRdUr BölÜmü :: Birazda BurduRu TanıyAlım =)-
Buraya geçin: